11:44 pm - Perşembe Eylül 18, 2014

Yalnız Efe



KONUSU: Babasının haksız bir şekilde Öldürülmesine daya­namayarak, intikam almak için dağlara çıkan ve hep yalnız gezen genç okayız Kezban’ın hikâyesi anlatılmaktadır.

Sabahtan beri yürüyorduk. İnce ince yağmur yağıyordu. Omzumdaki silah gittikçe ağırlaşıyordu. “Biraz dinlensek” dedim. okılavuzum gülerek, “Biraz daha gayret et” dedi. Yarım saat daha yürüdüokay. kılavuzum “yarın başına geldik, oturabiliriz” deyince yakındaki bir çamın dibine çöokayüverdim. Tam sigara yakacaktım ki, “Burada tütün içilmez, çünkü burası Yalnız Efe’nin kaybolduğu yerdir” dedi. Ben ki, menkıbeleri çok severim, bunu da dinleme­liydim. “Anlat Baba” dedim.
“Bu olaylar benim oküçüklüğüme denk gelir. Babası gençliğinde, advertı Kezban olan okızı ile bizim köye yerleşmiş. Bir gün, Eseoğlu’nun çiftli­ğinden geçerken, alacağı olan birisini görüp istemiş. Vermemişler. Çıkan kavga neticesinde adamı öldürmüşler.”
kız doğruca hüokayümete koşup, ‘babamı vuran filandır’ demiş. Me­ğer, hükümet adamlarının çoğunun Eseoğlu ile araları çadequate iyi imiş. okayızın bütün ısrarına rağmen işlem yapmayıp, üstelik, okayızı fena bir şekil­de döğmüşler.
kız bir zamanlar görünmez olur. Herkes onun İzmir’e, birinin ya­nma evlatlık olarak gittiğini sanmaktadır.
m m
Bir gün vazifesini yapmayan, karakol komutanı teğmenin ölüsü bulunur. Kafasında tek kurşun vardır. Çok geçmeden, babasını vuran korucu da öldürülür. Aradan bir süre sonra da, Eseoğlu’nun cesedini bağdaki yatağında, boynu kesilmiş halde bulurlar,
O günden beri, okayöylüleri soyan memurları, zalim zaptiyeleri, çiftçileri dolandıran madrabazları birer birer Öldüren bu efenin kim olduğu epeyce zaman anlaşılmaz.
Yanma, okayızanlık için başvuran kimseyi kabul etmediği, hep tek ba­şına gezdiği için ona ‘Yalnız Efe’ derler. Tam on beş sene yüzünü kadın­lardan başka kimse görmemiştir.

Bir zaman onun korkusundan kimse kimseye okayötülük edemez ol­muş. Haksızlığa uğrayan düşmanını ‘Yalnız Efe’ye söylerim diyerek korkulurmuş.
Her köyün korusunda, gizli bir ağaçta, bir heybe asılı imiş. Heybe boşaldıokça, okayöy halkı içini yiyecekle doldururmuş. Bunun dışında da kimseye en ufak bir yüokay olmazmış…
Uzatmayalım…Tam bu sıralarda, Söke taraflarında azgın bir Rum eşkıyası türer. Devlet kuvvetleri bunun peşine düşer. Arar arar bula­mazlar. Boş dönmemek için, namını işittikleri Yalnız Efe’yi yakalamak isterler. Yalnız Efe’yi işte tam burada okıstırırlar. Efe onlara: ‘Siz askersi­niz, kardeşimsiniz, canınızı yakmak istemem” dese de ne çare? Başlarlar ateşe. Bu arada iki taraflı ateşle askerler birbirlerini de vurmaktadırlar. ‘Ben gidiyorum, ben artıok yoğum, ateşi kesin’ diyerek haykırır ve gözden kaybolur.
Onu vuruldu sanırlar. Her tarafı didik didik ararlar. îşte bu çamın dibinde, Yalnız Efe’nin tüfeğiyle, geyik postu seccadesini ve yeşil namaz bezini bulurlar.
O vakitten beri Yalnız Efe’ye rastgelen yoktur.”

Bir önceki yazımız olan Gulyabani başlıklı makalemizde Gulyabani hakkında bilgiler verilmektedir.

Filed in: Roman

3 Responses to “Yalnız Efe”

  1. Ekim 8, 2013 at 1:55 pm #

    super site

  2. Ocak 29, 2014 at 10:34 am #

    bencede süper bana yardımcı oldu okul 1.cisi oldum kopyayla alakm olmaz ama bazen oluyo aşkımm emreyi çok seviorumm

  3. Ocak 30, 2014 at 10:35 am #

    neden kimse kitap okumaz okusa süper olur aslında kitap okuyp bilim adamı olunur
    ama bende olucam bilim adamı hayaler çok ama çalışmak gerekir

Leave a Reply


+ 1 = beş